Hayata dair
Hayata bazen yetişmiyoruz, o öyle akıp gidiyor ki müdahale dahi edemiyoruz. Fakat pervasızca akıp giderken hayat biraz olsun bize ders vermeli değil mi? O kadar çok hata yapıyoruz ki ders almamız gerekirken üst üste sıralıyoruz yanlışları. Bilirsiniz biz Müslümanların bir düsturu var “Bir Müslüman aynı yılan deliğinden iki kere ısırılmaz” diye. Ama biz Müslüman değilmişiz gibi hata üstüne hata yapıyoruz, yetmiyor hatada körü körüne ısrarcı oluyoruz; amacımız nedir neyin peşindeyiz bilmiyoruz. Rotası olmayan gemi misali kaptırmışız bir rüzgâra kendimizi gidiyoruz; ama nereye?
Bu hengâmede bazen eşimizi bazen çocuklarımızı bazen de sevdiklerimizi unutuyor ihmal ediyoruz. Hepimizin dilinde tutturmuşuz bir ekonomik kriz lafı ne verdiğimiz sözümüzde durabiliyoruz nede bizden söz alanlara sadık kalabiliyoruz. Eskiden büyüklerimizin bir sözü bugünün en sağlam çekinden senedinden sağlamken şimdi en ufak şeylere hayatlarımızı ipotek altına alıyoruz; yinede istediğimizi alamamanın sıkıntısını yaşıyoruz. Dönüp baktığımızda geride kalan yıllara bir ömrün ağırlığını, vücudumuzun en ücra köşelerine kadar sakladığımız umutlarımızda aramışız aslında.
Neyse ki aslında pekte geç kalmış sayılmayız; bu günü yaşamadan,geleceğin kaygısına düşmeden, en ufak şeylere çok büyük şeylerimizi ipotek altına sokmadan, gelin eski dediğimiz ama eskimemesi gereken değerlerimize sahip çıkalım. En önemlisi rüzgarına kapıldığımızı sandığımız bu hengame içerisinde ailemize, eşimize, çocuklarımıza vakit ayıralım, çat kapı bir akşam bir komşumuzun çayını içmeye halini hatrını sormaya gidelim.
Çok geç olmadan hayatı anlamaya çalışmalı ve Keşkeleri hiç kullanmayacağımız bir dünya hayaliyle...







Yorumu gönder