Hoşgeldin Ramazan
Onbir ayın sultanı, ibadet ayı Ramazana girdik. Girdik girmesine de “nerde o eski Ramazanlar” demedende edemiyoruz.
Sanki diğer aylardan bir farkı yokmuş gibi yaşıyoruz Ramazanı. Belki Ağustos ayının kavurucu sıcaklarına denk geldide insanlar orucu tutamıyor, tutamayınca da bu ayın manevi atmosferinden faydalanamıyor diyecemde. Bu orucu sadece biz tutmuyoruz ki Ramazanı kavurucu sıcaklarda geçen Afrika ülkelerini,Arabistanı felan düşünüyorum da orada Müslümanlar nasıl tutuyorsa orucunu bizimde tutmamız gerekmez mi?
Gerçektende eski ramazanları hatırlayınca duygulanıyor içim burkuluyor.
Eskiden Ramazan gelmeden 15 gün önce hazırlıklar yapılır evler temizlenir, Ramazana gün sayılırdı. Sahur çok önemliydi. Geceleri mani okuyan davulcular insanları tatlı uykularından uyandırırdı. O manevi havayı tatmaları için çocuklarda sahura kaldırılırdı.
Hoşaflar en tatlı içecekleriydi Ramazanın. İftara yakın sıcak ramazan pideleri için fırınların önünde kuyruklar oluşur, damlarda ramazan topunun atılmasını, cami şerefelerinin yanmasını elinde bir lokma ekmekle bekleyen çocuklar olurdu.
Yemeğe zemzem suyuyla, zeytinle ,tuzla veya hurmayla başlanırdı. Yemek sonrası Hacivat karagöz izlenirdi.(Şimdi çocuklara beklide çok basit geliyor Hacivat karagöz, animasyon filmlerin yanında.)
Teravih namazına kadın, erkek, çocuk herkes giderdi. Camiler taşardı çimlerin üzerine namazlıklar serilirdi.
Oruç tutmayanlar oruçlunun yanında sigara dahi içmezdi.
Şöyle bir bakıyorum da ; Ramazan topu kulaklarda çınlamıyor,fırınlarda kuyruklar oluşmuyor,hoşaflar eski tadı vermiyor,camiler eskisi gibi tıka basa dolmuyor,iftar davetleri yapılmıyor,Hacivat karagöze iki gözüm demiyor.
Neydi be diyesi geliyor insanın. Gerçektende eski ramazanları özlüyoruz. Yolda yürürken ellerinde sigarayla,suyla dolaşan gençleri,hınca hınç dolan lokantaları görünce Ramazanın neden eskisi gibi olmadığını anlayabiliyorum. Bize her şeyi unutturdular da Ramazanıda mı be kardeşim…







Yorumu gönder