Ana sayfa | Yusuf Koçak | Piyonlar Vezire Çıkar mı?

Piyonlar Vezire Çıkar mı?

Yazı boyutu: Decrease font Enlarge font

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

Satranç oyununda amaç, rakibi mat

etmektir. En kısa yoldan mat

etmek... Bazen kedinin fareyle

oynadığı gibi, rakiple "oynanan"

durumlar da yok değildir.
Eğer, rakibiniz oyunun başında

iddialı laflarla sizi tahrik yada

taciz etmişse, elinize

geçirdiğiniz ilk fırsatta

rakibinizi mat etmeyi

düşünmezsiniz. Biraz "oynarsınız"

onunla.
Satrançta, zayıf düştüğünüz

durumlarda imdadınıza yetişen bir

kural vardır: Piyon karşı tarafa

ulaşırsa vezir olur. Rakibinizi

-her ne olursa olsun- en kısa

zamanda mat etmezseniz,

beklenmedik durumlar olabilir.

Tıpkı hayatta olduğu gibi.

Yenecekken yenilirsiniz.

Kazanacakken kaybedersiniz. Ava

giderken avlanırsınız vb...
Piyon vezire gider. Bu kuralı

aklımızdan çıkarmayacağız.

Unutulmaması gereken başka bir şey

daha var:Bazı durumlarda bu kural

rakibinizin iştahlanması ve oyuna

getirilmesi için de

kullanılabilir. Acziyet içindeki

rakibinizi kısa zamanda mat etmeyi

başaramamışsanız, ona piyonlarını

vezire çıkarma fırsatı yaratarak

yem atarsınız. Rakibinizin umudunu

kaşıdığınızda, başka seçeneği

olmadığını düşünerek yemi

yutabilir, umutlanabilir. Siz de

işinize bakarsınız: En kısa yoldan

Şah-Mat...
Türkiye'yi bir satranç tahtasına

benzetiyorum. Üzerinde şahlar,

vezirler, filler, atlar, kaleler

ve piyonlar var. Türkiye'de vezire

çıkan piyonlar var. Piyonların

vezire çıkmasını kimin istediği

önemli. Başarının kimin eline

geçeceğini söylemek için son iki

hamleye bakmak yeterli değil. İlk

hamleden başlamak da yeterli

değil. Kimin kiminle oynadığını

bilmek gerekir. Sonra, bu da tek

başına yeterli değil. Hadi canım

sende demeyin. Sadece düşünün.

Oyun varsa oyuncu da vardır, öyle

değil mi?
Oyuncuları bildiğimizi düşünelim.

Satranç, düşünerek oynanan bir

oyundur. Oyuncuların düşüncelerini

de bilmeliyiz. Hangi düzeydeler.

Kaç kez oynadılar, kaç kez

kazandılar. Hangi stratejileri

seviyorlar, hangi taktikleri

uyguluyorlar. Kriz durumlarında

neler yapıyorlar. Herşeyden

önemlisi bu oyunu ne için

oynuyorlar? Haz almak için mi,

kendilerini geliştirmek için mi,

para için mi, kazanmak için mi, ne

için? Ne için oynanıyor? Bunu

anlarsak çok iyi olur. İşte ben bu

 yüzden, piyonların vezire

çıkmasını tartışmakla kendimi

sınırlamıyorum. Pek de

konuşamıyorum aslında...

Sıkılıyorum. Piyon vezire çıkar

mı? Çıktığında ne olur? Kendisi mi

çıktı, çıkarılmasına izin mi

verildi? Bunları konuşmak beni

sıkıyor.
Oyunun son iki hamlesini

biliyorum, başka da bir şey

bilmiyorum. Yorum yapmamayı tercih

ederim. Bu, oyunu takip etmediğim

anlamına gelmez değil mi?
Gelmez, gelmez...

Bu Haber 328 kez okundu. Facebook'ta Paylas

Yorum akışlarına abone olun Yorumlar (1 gönderen):

İsmail Uğur 24 / 12 / 2009 - 12:15
avatar
Sevgili dostum. Yine akıl dolu bir analiz yazmışsın. Söylediklerinize harfiyyen katılıyorum. Ortada bir oyundan söz ediliyorsa, kesinlikle oyuncular ve seyirciler vardır. Kendimizi konumlandırdığımız ya da birileri tarafından konumlandırıldığımız pozisyonlardan haberimiz olsa iyi olacak gibi...
Olumlu Olumsuz
0

Yorumu gönder comment

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazdır
Rate this article
0