Piyonlar Vezire Çıkar mı?
<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->
Satranç oyununda amaç, rakibi mat
etmektir. En kısa yoldan mat
etmek... Bazen kedinin fareyle
oynadığı gibi, rakiple "oynanan"
durumlar da yok değildir.
Eğer, rakibiniz oyunun başında
iddialı laflarla sizi tahrik yada
taciz etmişse, elinize
geçirdiğiniz ilk fırsatta
rakibinizi mat etmeyi
düşünmezsiniz. Biraz "oynarsınız"
onunla.
Satrançta, zayıf düştüğünüz
durumlarda imdadınıza yetişen bir
kural vardır: Piyon karşı tarafa
ulaşırsa vezir olur. Rakibinizi
-her ne olursa olsun- en kısa
zamanda mat etmezseniz,
beklenmedik durumlar olabilir.
Tıpkı hayatta olduğu gibi.
Yenecekken yenilirsiniz.
Kazanacakken kaybedersiniz. Ava
giderken avlanırsınız vb...
Piyon vezire gider. Bu kuralı
aklımızdan çıkarmayacağız.
Unutulmaması gereken başka bir şey
daha var:Bazı durumlarda bu kural
rakibinizin iştahlanması ve oyuna
getirilmesi için de
kullanılabilir. Acziyet içindeki
rakibinizi kısa zamanda mat etmeyi
başaramamışsanız, ona piyonlarını
vezire çıkarma fırsatı yaratarak
yem atarsınız. Rakibinizin umudunu
kaşıdığınızda, başka seçeneği
olmadığını düşünerek yemi
yutabilir, umutlanabilir. Siz de
işinize bakarsınız: En kısa yoldan
Şah-Mat...
Türkiye'yi bir satranç tahtasına
benzetiyorum. Üzerinde şahlar,
vezirler, filler, atlar, kaleler
ve piyonlar var. Türkiye'de vezire
çıkan piyonlar var. Piyonların
vezire çıkmasını kimin istediği
önemli. Başarının kimin eline
geçeceğini söylemek için son iki
hamleye bakmak yeterli değil. İlk
hamleden başlamak da yeterli
değil. Kimin kiminle oynadığını
bilmek gerekir. Sonra, bu da tek
başına yeterli değil. Hadi canım
sende demeyin. Sadece düşünün.
Oyun varsa oyuncu da vardır, öyle
değil mi?
Oyuncuları bildiğimizi düşünelim.
Satranç, düşünerek oynanan bir
oyundur. Oyuncuların düşüncelerini
de bilmeliyiz. Hangi düzeydeler.
Kaç kez oynadılar, kaç kez
kazandılar. Hangi stratejileri
seviyorlar, hangi taktikleri
uyguluyorlar. Kriz durumlarında
neler yapıyorlar. Herşeyden
önemlisi bu oyunu ne için
oynuyorlar? Haz almak için mi,
kendilerini geliştirmek için mi,
para için mi, kazanmak için mi, ne
için? Ne için oynanıyor? Bunu
anlarsak çok iyi olur. İşte ben bu
yüzden, piyonların vezire
çıkmasını tartışmakla kendimi
sınırlamıyorum. Pek de
konuşamıyorum aslında...
Sıkılıyorum. Piyon vezire çıkar
mı? Çıktığında ne olur? Kendisi mi
çıktı, çıkarılmasına izin mi
verildi? Bunları konuşmak beni
sıkıyor.
Oyunun son iki hamlesini
biliyorum, başka da bir şey
bilmiyorum. Yorum yapmamayı tercih
ederim. Bu, oyunu takip etmediğim
anlamına gelmez değil mi?
Gelmez, gelmez...







Yorumu gönder