Ana sayfa | Yusuf Koçak | Kavrayabildin mi ?

Kavrayabildin mi ?

Yazı boyutu: Decrease font Enlarge font

Kavramlardan anladıklarımız değişiyor. Kullandığımız kelimeler ile söylemek istediklerimiz arasında dağlar kadar fark var. Bir çok sözü yanlış söylüyoruz. Yanlış yerde yanlış kelimeler seçerek hem kendimizi hem de konuştuğumuz kişileri zor durumda bırakıyoruz.
Malum, insanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır. Konuşarak anlaşamıyoruz. "Zikir" kavramını kullanan biri, kavramdan habersiz bir şekilde kullanıyor bu kelimeyi. Kendi yapıp ettiği şeyleri zikir olarak adlandırmış. Çevresindekilere de bunu yaymış. Yeni bir tanımlama gerekiyor. "Zikir" gerçekte nedir? Sen onu nerede, ne anlatmak için kullanıyorsun? Bunu bilmeliyiz. Ne demek istiyorsun? Ne dediğin anlaşılmıyor çünkü...

Bu zorlaştırmalar, bizi birbirimizi anlamaktan da uzaklaştırıyor. Bu kavram kargaşası neşemizi kaçırıyor. Anlattıklarını kimse dinlemek bile istemiyor senin. Çünkü, sen ne konuştuğunu bilmiyor görünüyorsun.
Derhal, kavramlara dönmeliyiz. Kelime dağarcığımızda bulunan kavramları gözden geçirmeliyiz, yeni kelimeler kullanmadan hemen önce...
Bu, yorucu gibi gelebilir. Evet, biraz ilgi, zaman ister. Yorabilir. Tartışıp durmak daha mı az yorucu? Üstelik, hiç bir şey anlatamamış olarak... Benim söyleyeceklerim var. Çünkü düşünüyorum. Aklım, bildiklerim ve bilmek istediklerimle dolu. Daha konuşmamın başında, anlaşılamayacağımı düşünmek istemiyorum.
Biraz makale okusak?
Zihnimizde dağınık vaziyette birikmiş kavramların, anlamlarını açarak başlayan makaleler. Sözlük anlamlarını anlatarak başlayan, terim anlamını veren ve elbette günlük hayatla da ilişkilendiren "kavram makalelerini..."
Var mı böyle makaleler? Elbette var. Makale, gazetecinin köşesinde yazdığı yazı değil, önce burada anlaşalım. Bakın, "makale" kavramını bile birinin size anlatması gerekiyor. Siz kendiniz bunu biliyor olmalıydınız oysa. Ki ben size daha sonra gelen düşüncelerimi anlatabileyim. Yine de devam edelim, makalenin ne demek olduğunu bildiğinizi varsayarak, makale okumalıyız.
Akademik kariyer yapanlar, makale yazmak zorundadırlar. Bu akademisyenler için sıradan rutin bir iştir. Uzmanı oldukları alanlarda, kaynak teşkil edecek önermelerini insanlara belirli kurallar çerçevesinde sunarlar. İnsanlar da, bu yazılmış makaleleri okuyarak, düşünce dünyalarını geliştirir, yeni bilgiler edinir ve öğrendiklerini başka insanlara anlatırlar. Bu başka insanlar, yeni bir bilgi almanın heyecanını duyarlar. Yeni bilgi üzerinde tartışmak da son derece heyecan verici ve öğreticidir. Yeni kavramlar, yeni kelimeler, yeni düşünceler, yeni ufuklar...
Kavramlardan uzak tartışmalarımızda, en iyi konuşan olma gayretimiz yüzünden içerikten yoksunuz. Bunu yazımın başında söylediklerime ilave edebiliriz. Yeni bir sorun daha.  Kendimize işkence ediyoruz.
Kimseyi anlamak istemiyor oluşumuz, kimseye bir şey anlatamayacak kadar cahil olmamızdan kaynaklanıyor. Elbette, karşımızdakinden alacak bir şeyimiz yoksa bu istisnai bir durum. Çok cahiliz. Çabuk çabuk konuşup yavaş yavaş düşünüyoruz. Önce konuşuyor sonra düşünüyoruz. Çok şükür ki, düşünüyoruz. Hiç düşünmeyenler de var.
Ben size, tüm bu sorunların çözümünü bir özetleyeyim:
1) Kavramları öğreneceğiz
2) Kavramları gerçek kaynaklardan öğreneceğiz
3) Bu yeni öğrendiğimiz kavramları, anlatacağız.
4)Anlatanları da dinleyeceğiz.
5)Yeni bir kavramı ilk duyduğumuzda da, bakacağız bu kavramı açıklayan bir makale var mı diye...
6) Zamanla, kendimiz sözlüklere bakar hale geleceğiz.
7)İnsanları dinleyecek, insanlara kendimizi dinleteceğiz.

Başka da bi şey yapmaya gerek yok. Sorunlarımızı anlamadan çözemeyiz. Peki bizim sorunumuz/sorunlarımız ne/neler, anlayabildiniz mi?
Kelimeler...
Kavramlar...
Düşünceler...

Liste buradan başlıyor.

Bu Haber 393 kez okundu. Facebook'ta Paylas

Yorum akışlarına abone olun Yorumlar (0 gönderen):

Yorumu gönder comment

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazdır
Rate this article
0